Erişkin bir kişinin her iki tarafta dörder tane olmak üzere toplam 8 tane sinüsü vardır. Yeni doğan bir bebekte bile, boyutları küçük olmakla birlikte, dört tane sinüs vardır. Başlangıçta bezelye büyüklüğünde olan bu boşluklar doğumdan sonra giderek büyürler. Çocukluk ve ergenlik döneminde ise dört tane daha sinüs gelişir. Bu sinüsler burnun etrafında yerleşmiş ve onunla bağlantıda olan, içi hava dolu boşluklardır (Şekil 1). Sinüslerin içyüzü, burnun iç yüzünü kaplayan örtücü zarın (mukoza) benzeri tarafından kaplanmaktadır.

Sinüsler burnun salgıladığına benzer biçimde sümük (mukus) salgılarlar. Bu salgı solunan havanın akciğerlere gitmeden önce nemlendirilmesinde ve temizlenmesinde rol oynar. Normal olarak burun ve sinüsler günde yaklaşık olarak yarım litre mukus salgılar. Üretilen mukus sinüs ve burun örtüsü (mukoza) üzerinde hareket ederek toz parçacıklarını, mikropları ve havayla taşınan diğer küçük parçacıkları süpürür ve yıkarlar. Mukusun hareketi sinüs içinde buruna doğru ve burun içinde de genize doğrudur. Genize ulaşan mukus salgısı yutkunma sırasında yutulur. İçindeki parçacıklar ve bakteriler mide asidi tarafından parçalanır. Birçok insan bunun farkında değildir; çünkü bu normal bir vücut fonksiyonudur ve hissetmeden yaşanır.

Şekil 1. Sinüsler. Erişkin bir kimsede yanak bölgesinde, burnun iki yanında bir çift (M), alında gözlerin üstünde bir çift (F), burun kökünün derininde iki göz küresi arasında bir çift (E) ve genizin üstünde, beynin altında bir çift (S) olmak üzere toplam 4 çift yani 8 tane sinüs bulunur. M: Maksiller sinüs, F: Frontal sinüs, E: Etmoid sinüs, S: Sfenoid sinüs.

Burun içi hava kirliliği tarafından, alerjiye neden olan maddeler tarafından, mikroplar tarafından ve hatta midedeki salgının yemek borusundan yukarı doğru kaçtığı reflü tarafından rahatsız edildiğinde normalden çok fazla mukus üretir. Bu salgı bazen normal bir sümük kıvamında iken bazen de nezlede olduğu gibi su gibi akışkan olabilir. Bu artmış miktarda burun ve sinüs salgısı genize ulaştığında artık fark edilebilir miktardadır; buna geniz akıntısı denilir. Hasta sürekli balgam yutuyormuş gibi hisseder (Bakınız www.onurcelik.com ‘‘Geniz Akıntısı’’ başlıklı yazı). Bazı enfeksiyonlarda salgılanan mukusun rengi de değişebilir. Örneğin sinüzitte sarı-yeşil irin renginde bir mukus salgısı gözlenir. Bu renk değişikliğinin nedeni salgının içine sadece mukus değil irin de karışmış olmasıdır.
Sinüs içini örten zar tabakanın enfeksiyonuna sinüzit denilir. Bu enfeksiyon ani başlamış ve erken dönemde ise ivegen (akut), geç dönemde ise, yani üç aydan daha uzun süredir devam ediyorsa süregen (müzmin ya da kronik) sinüzit denilir.

Tipik bir akut sinüzit soğuk algınlığı veya yüzme sırasında aşırı klorlu ya da temiz olmayan suların sinüslere kaçması sonucunda ortaya çıkar. Mukoza denilen zar o kadar çok şişebilir ki sinüslerin buruna açılan kanalları kapanır. Hava ve mukus burun ile sinüsler arasında rahat hareket edemezse mukus sinüsler içinde birikir ve basıncın artmasına neden olur. Hangi sinüsün etkilendiğine bağlı olarak yüzde veya alında, gözler arasında veya gerisinde, yanaklarda ve üst dişlerde ağrı olur. Çıkışı kapalı ve mukus dolu bir sinüs bakterilerin üremesi için çok uygun bir ortamdır. Soğuk algınlığı normalden fazla sürerse ve sümüğün rengi yeşil-sarıya dönerse veya garip bir tat oluşursa muhtemelen sinüzit gelişmiş demektir (Şekil 2). Akut sinüzit olgularında yüzdeki ve alındaki ağrı çok şiddetli olabilir (Şekil 3).

Şekil 2. Sinüzitli hastaların en sık yakınmalarından birisi burun akıntısıdır. Şekil 3. Sinüzitli hastaların sıklıkla baş ağrısı yakınmaları olur.

Kronik sinüzitte ise baş ağrısı nadiren görülür ve asla çok şiddetli olmaz. Burunda ve genizde akıntı ve ağızda kötü koku olur. Nadiren üst çenedeki dişlerin enfeksiyonun sinüse geçmesi sonucunda sinüzit oluşur.
Sinüzit olgularının büyük çoğunluğu tıbbi tedaviye cevap verir ve tehlikeli değildir. Bununla birlikte sinüs içindeki bir enfeksiyon hem göze hem de beyne çok yakındır. Enfeksiyonun göze veya beyine yayılması çok nadirdir. Enfeksiyonlu sinüslerden akan mukus akciğerler için risk oluşturabilir. Böylece sinüzit; bronşit, kronik öksürük veya astımı ya alevlendirir ya da bunların ortaya çıkmasına neden olabilir.
Sinüs enfeksiyonu herkes geçirebilir; ancak bazı gruplar daha duyarlıdır. Bu gruplara örnekler aşağıdadır:

  1. Alerjisi olanlar: Bir alerji atağı, soğuk algınlığı gibi, burun ve sinüsteki mukozanın şişmesine, sinüs kanallarının kapanmasına, mukus akımının engellenmesine ve nihayet enfeksiyonuna neden olur.
  2. İyi nefes almayı ve mukus akışını engelleyecek yapısal burun bozuklukları olanlar: Örnek olarak kırık bir burun veya septum deviasyonu verilebilir. Septum burun delikleri arasında burnu sağ ve sol olmak üzere ikiye bölen kemik-kıkırdak bir yapıdır. Bunun bir tarafa doğru eğilmesine deviasyon denir (Bakınız www.onurcelik.com ‘‘Septoplasti-Burun İçindeki Eğriliğin Düzeltilmesi’’ başlıklı yazı.
  3. Sık sık enfeksiyona maruz kalanlar: Okul öğretmenleri ve sağlık personeli başkalarından daha duyarlıdır.
  4. Sigara içenler: Tütün dumanı ve nikotin doğal direnç mekanizmasını bozar.

Doktorunuz size soluk alıp vermeniz, burun akıntınızın rengi ve kokusu ve hangi olayların (günün hangi saatinde veya hangi mevsimde) bu bulgulara neden olduğu ile ilgili sorular soracaktır. Baş ağrınızı tarif etmeye hazır olun: Ne zaman ve hangi sıklıkta olduğu, ne kadar sürdüğü, bulantı, kusma, görme bozukluğu veya burun tıkanıklığı ile ilişkili olup olmadığı. Kulak Burun Boğaz Uzmanı kulağınızı, burnunuzu, ağzınızı, dişlerinizi, ve boğazınızı muayene edecektir. Bazı durumlarda sinüslerinizin röntgen filmi gerekli olabilir. Tedavi doktorunuzun koyduğu tanı ile bağlantılı olacaktır. Enfeksiyonlar için genellikle antibiyotik tedavisi, bazen cerrahi girişim ve bazen de her ikisi birden gerekebilir. Akut sinüzit çoğunlukla antibiyotik tedavisine yanıt verirken, kronik sinüzit için bazen antibiyotik tedavisi yeterli olmaz ve cerrahi müdahale gerekebilir. Son yıllarda uygulanan Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi bu hastalıkların çözümünde uygulanan endoskopik bir cerrahi tekniktir. Sonuçlar eski cerrahi tekniklere göre oldukça başarılıdır. Eğer bulgular alerji, migren veya sinüzite benzeyen bir başka nedenden dolayı ise doktorunuz alternatif bir tedavi planı uygulayacaktır. Fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi hakkında ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz sitemizde (www.onurcelik.com) bulunan ‘’Endoskopik Sinüs Ameliyatı’’ başlıklı yazıyı okuyabilirsiniz.
Sinüzitten korunmak için bazı öneriler:

  • Alerjiniz varsa bunu kontrol edin. Soğuk algınlığı olduğunuz zaman soğuk buharla nemlendirici kullanın. Yatağınızın baş tarafı daha yükseltilmiş bir şekilde uyuyun. Dekonjestanlar (burun açıcılar) kullanılabilir ancak içlerindeki kimyasal maddeler adrenalin gibi etki gösterebileceğinden yüksek tansiyonu olanlarda riskli olabilir. Aynı zamanda bunlar uykusuzluğa neden olan uyarıcıdırlar. Kullanmadan önce doktorunuza başvurun.
  • Burnunuzu tahriş eden kirleticilerden, özellikle sigara dumanından uzak durun.
  • Dengeli beslenin, düzenli egzersiz yapın.
  • Enfeksiyonu olduğunu bildiğiniz insanlarla ilişkilerinizi sınırlamaya çalışın bu olmuyorsa bir takım önlemler alın (el yıkamak, ortak havlu ve önlük kullanmamak).
  • Birçok reçetesiz sinüzit ilacı satılmaktadır ancak uygun bir tanı koyulmadan bunları kullanmak doğru değildir. En iyisi sizi muayene eden doktorunuzun verdiği ilaçları kullanmaktır. 

 

Anasayfa | Akademik | Hastalar İçin | Doktorlar İçin | Öğrenciler İçin | İletişim
Kulak Hastalıkları | Burun ve Sinüs Hastalıkları | Ağız ve Boğaz Hastalıkları | Odyoloji